|
YGS’yi hafife almayın (20.01.2010 tarihli Star Gazetesinde yayınlanmıştır)
Çağdaş dünya, toplumlar arası düzeyleri belirlerken eskiden okuma-yazma oranına bakardı. O toplumun ne kadarı okuma-yazma biliyor diye ölçüm yapılırdı. Şimdilerde bunun yerini, toplumda üniversiteleşme oranına bıraktı.
Yani artık bir toplumun gelişmişlik ölçütlerinden biri o toplumdaki bireylerin ne kadarının üniversite eğitimi aldığıdır. Bırakın bu değerlendirmeleri bir yana. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? “Eğer bilgili iseniz yarışa ve yaşama bir adım önde başlıyorsunuz. Bundan daha önemli ne olabilir? Başka insanların veya toplumların bizi değerlendirmeleri değil burada altını çizmek istediğim şey. Bizim, kendimiz için bunu yapmamız gerektiğini belirtmek istiyorum. “Hiç okuyanla okumayan bir olur mu?”
Üniversite okumanın insan kalitesi sorununu kökten çözmeyeceğini biliyorum. Ama bu sorunun çözümünün başka bir yolu olduğunu da sanmıyorum. Bu nedenle olabildiğince çok insanımızı bu sürecin içine çekmek gerekir diye düşünüyorum. Yani insanlarımızı üniversite eğitimi almaya özendirmeliyiz. Özellikle orta yaşta olanları, çeşitli nedenlerle üniversite eğitimi alamamış olanları teşvik etmeliyiz. Ev hanımları, çalışan lise mezunları veya herhangi bir nedenle zamanında üniversite okuyamamış herkesin bunu gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Sistem içinde çok değişik seçenekler olduğunu bilmelisiniz. Açık Öğretim Fakültesi uygun bir çözüm olabilir. Bence mutlaka denemelisiniz. Hiçbir zaman hiçbir şey için geç değildir. Hatta bu yıl tam zamanıdır. Bireysel gelişiminiz için kendinize bir şans yaratınız. Bu çıkış belki de çalışma yaşamınızda size yeni pencereler ve olanaklar da sunabilir. Yapacağınız şey ise başvuru yapmak ve 11 Nisan 2010’da sınava girmek.
“Ben kazanamam” diye düşünmeyin. Belki genç adaylar kadar taze bilgi birikiminiz yoktur ama hayat tecrübeniz onun yerini tutar. İnanın bana, çok insan tanıyorum bu işi başaran. Hem kendinize güveniniz artacak hem de yaşama bakışınız değişecektir. “Benden geçti” demeden bir kez daha düşünmenizde yarar var.
2010 YGS için başvurular başladı. 18 Ocak -12 Şubat tarihleri arasında adaylar başvurularını yapabilecekler. Yapılması gereken ilk iş, sınav kılavuzunu ve başvuru formunu almak. Sonraki iş ise kılavuzu iyice incelemek. Ayrıntıları atlamadan ve dikkatle. Gereken önemi vererek. Başvuruyu son günlere bırakmadan yapmanızı öneririm.
Sevgili genç tayfalarım, eğer YGS için “ Nasıl olsa barajı geçerim” diye düşünüyorsanız sizi uyarmalıyım. 140 barajını geçmek size açık öğretim veya önlisans seçme hakkını verir. Ama hedefiniz 4 yıllık lisans eğitimi ise 180 barajını geçmek bile sana yetmeyecektir. Bu baraj sana tercih yapma hakkını verir ama bu kazanmak demek değildir. Kazanabilmek için daha çok puan alman gerekecek. Senin YGS’de yapacağın her soru LYS sonrasında alacağın puanlarını da etkileyecektir. Bu nedenle YGS çok önemlidir. O sınavı sadece baraj sınavı olarak görmemek gerekir. YGS’de Türkçe testinde yapacağın bir doğru soru MF-1 puanı oluşurken 1.375 katsayı ile çarpılarak size katkıda bulunacak. Aynı şekilde TM-1 puanınız oluşurken 1.750 ve TS-1 puanınız oluşurken 1.625 katsayı ile çarpılarak size katkısı olacak. Yine aynı şekilde YGS’de yapacağınız bir doğru matematik sorusu MF-1 puanına 2.00, TM-1 puanınıza 2.00 ve TS-1 puanınıza 1.250 puan katkı sunacak. Gelecek günlerde bu sayıları daha ayrıntılı tablolarla size ileteceğim. Şimdilik bu örnekler durumu anlamamız için sanıyorum yeterlidir. Kısacası YGS’yi sakın hafife almayın. Uyarmadı demeyin, uyarıyorum.
Cihat Şener (20.01.2010) |