|
YGS’de de aynı şey olmadı mı? (21.07.2010 tarihli Star Gazetesinde yayınlanmıştır)
Sonuçların açıklanması her yıl olduğu gibi kimi adayı üzdü. Ama ortalama durum adayların yeni sistemdeki sıraları ve puanları tam yorumlayamadıkları şeklinde. Etraf toz duman. Her kafadan bir ses çıkıyor. Yer altına gizlenen “uzmanlar” tekrar sahne aldı.
Alıştığımız söylemleri ise “Bu puanla bir yer kazanamazsın. Bir daha sınava gir.” Ben ise bu görüşe hiç katılmıyorum. Mutlak bir çözüm bul ve erteleme. Seneye daha iyi bir puan alabileceğinin garantisi yok. Bu puanı bile arayabilirsin. Dikkatli ve akıllı bir tercih listesi hazırla ve bu işi bitir.
YÖK, çok hayırlı bir iş yaparak, kontenjanları artırdı. Bu yıl üniversitelerde toplam 708 bin 274 kişilik kontenjan var. Sınav sonuçlarına göre tercih yapacak aday sayısı ise 784 bin 564 kişi. Bu sayıları iyi yorumlarsak durum kötü değildir. Herkesin yazdığı yerlerden farklı yerler yazarak kendimize şans yaratabiliriz demek istiyorum. Evet kılavuz biraz karışık, hatta puan tablosu da çok ayrıntılı ama bunun böyle olması umutsuzluk getirmemeli. Şimdi ne yapmamız gerektiği üzerinde duralım.
İlk işimiz yeni hazırlanan kılavuzdan bir tane almak ve incelemek. Sana uygun, gitmekten ve okumaktan mutlu olacağın, istediğin programları saptamak. ÖSYM’nin son açıklamasında sözünü ettiği düzeltmeleri de dikkate alarak iyi bir inceleme yapmak. Engelli adayların geçen yıl yapılan yerleştirmeleri nedeni ile puanlarda ve başarı sıralarında oluşan farklılık çok abartılacak bir durum değil. Ayrıca bu bilinen bir şey. Geçen YGS’de de aynı şey olmadı mı? İnternet sitelerinde bir adayın TC numarası bile yayınlanmadı mı? “Daha az neti var ama çok puan aldı. Bu nasıl olur?” diye ortalık ayağa kalkmadı mı? Oysa o aday görme engelli idi ve şekilli sorulardan muaf idi. Beni en çok şaşırtan ise hem öncekini hem de bu seferkini, kendini “uzman” veya “koordinatör” diye sunan birilerinin yapması. Demeçler verip “yüzlerce, hatta binlerce hata var” demeleri. Adaylar zaten kaos içinde iken durumu abartmaları. Kimbilir belki de bunu kötü niyetle yapmıyorlar. Ama ne olursa olsun bu konularda herkes duyarlı davranmalı.
BAŞARI SIRALAMASINA DİKKAT
Kılavuzda ve sonuç belgesinde çok veri var ama bunların çoğu bize sadece bilgi veriyor. Tercih listesi için kullanacaklarımız sayısı ise oldukça az. Özellikle Y puanlarını ve başarı sıralarını dikkate almalıyız. İstediğimiz üniversite ve bölümleri sıraladıktan sonra, ÖSYM’nin size hak tanıdığı 30 tercih hakkına istediğiniz üniversite ve bölümü yazmalısınız. Ama sıralamanızda 80 okul var ise bunların yarıdan çoğunu elemeniz gerekecek. Elerken okulun geçen yılki puanı veya yüzdelik dilimi yerine başarı sırasını tercih ediniz. Çünkü puanlar ne kadar değişirse değişsin başarı sırası yaklaşık aynı kalacaktır. Son cümlemdeki “yaklaşık” kelimesinin anlamı ise şudur; A programının geçen yıl SAY-2 puanına göre başarı sırası 40 bin ise bu yıl 40 bin olmayabilir. Ama yine yakın olacaktır. Çünkü bu yıl SAY-2 yerine 4 ayrı puan hesaplandı. MF-1, MF-2 , MF-3 ve MF-4. Ama her puan türünde de herkes var. Sakın sayıyı 4’e bölelim diye düşünmeyin. Önünüzde yüksek netleri olan TM’ciler olabilir ama bunların sayısı çok değildir. Asıl önemli olan eğer sen MF-4 ile tercih yapacaksan önündekiler içinde kaçının MF-4 ile tercih yapacağıdır. Senin önünde çok sayıda diğer MF puanları ile tercih yapacak çok sayıda aday bulunabilir. İşte bu nedenle cesur tercihler yapmalısınız. Özellikle ilk 5 sıraya gönlünüzden geçenleri yazınız. Yani siz sıranızı geçen yılın sırası ile kıyaslarken “Oh ne güzel, geçen yıl 40 bininciyi almış, ben ise 35 binim, kesin girerim” derseniz yanılabilirsiniz. Çünkü geçen yılın 40 bin kişinin içinde bu yıl 4 farklı puandan adaylar var. Umarım mantığımı anlatabilmişimdir. Sonraki yazımızda bu yöntemi biraz daha geliştireceğiz. Biliyorsunuz tercih teslimde son tarih 6 Ağustos. Kolay gelsin.
Cihat Şener |